Emin Fındıkoğlu / Cazda swing olmadı mı işin tadı kalmaz

0

1986’da şair Ece Ayhan’ın sorularını yanıtlayan piyanist, besteci Emin Fındıkoğlu kısa bir söyleşide caz tarihine, iyi bir müziksever olmanın gereklerine ve Türkiye’nin gerçeklerine değiniyor.

Ece Ayhan — Caz müziği, bir söylentiye göre, New Orleans’ta ıskartaya çıkarılmış bandoların çalgılarından çıkmıştır.
Emin Fındıkoğlu — O, “yürüyen bando”dur. Bizde yerini Batı’daki gibi konser bandoları alabilse.
EA — Her halde Yüksekkaldırım’dan yukarı serbest ayak da olsa “yürüyen bir bando”nun çıkması güzel bir şey. Benim aklıma hemen “Bak şu Türk’ün bayrağına” geliyor, marş temposundadır ve besteleyen de bir padişah. Eh, bugünlerde de marş kralları pek güncel… Neyse, “Cazband” ne anlama gelir?
EF — “Cazband” terimi artık kullanılmıyor. Ama “cazband” lafı üfleme çalgıların cazdaki önemini vurgulaması açısından hiç de fena değil.

Dansa çeken ritm olmalı, eski melodi değil

EA — Eskiden beri pek merak ederim; caz müziğiyle dans edilebilir mi?
EF — Pek dans edilmez, ama elbet caz müziği insanı dans etmek için ayağa kaldırabiliyorsa, iyidir derim. Aslında insanları dansa çeken “ritm” olmalı. Oysa daha önce tanıdıkları “melodi” isteniyor.
EA — Eh, bir aşama olarak fena bir şey değil ama. Her sanat, özellikle caz, biraz da “alıntı”larla (quotation) yürürdür, yürür çünkü. Cihat Burak 1984’te bir gönderme (atıf) yapmıştı bir resminde, Fontainebleu Okulu’nun bir resmine, (hani bir kadın başka bir kadının memesinin ucunu tutar ve bize bakar.) Karısı hazır İstanbul’da değilken bu resmi satın almak isteyen adam, galericiye, “Acaba ressama söyleyemez miyiz, resmi biraz “uslu” kılsın?” demiştir, der.
EF — Caz müziğinde alıntılar çok olur. Söz gelimi, Paul Desmond bir alıntılar ustasıydı.

Özgün beste yapacağım diye kulaklarını dünyaya kapatmamalısın

EA — Peki, ya özgünlük ne oluyor? Benim bildiğim, milyonlarca çok etki altında kalacaksın ki, çıkacaksa özgünlük ortaya çıksın ya da çıkabilsin.
EF — Besteler yapmak isteyen bir adam etki altında kalmamak için bir şey dinlemezmiş. Sonunda vardığı parçaya bakar1ar ki çok eski türden bir şey.
EA — Ya “swing”?
EF — Cazda “swing” olmadı mı işin tadı kalmaz. Gerçi şimdi “çağdaş swing” kavramı da çeşitli değişikliklere uğruyor.
EA — Ben, Türkiye’de hiç ütopya olmamıştır, biliyorum. Asaf Savaş Akat daha da geri gidiyor ve “Türkiye’nin marjında bile ütopya yoktur” diyor.
EF — Her şeye eğitimle gidilebilir gibi geliyor bana. Özellikle küçüklerin eğitiminde çocuk şarkıları onların ufuklarını açmalı; Bartok’un “Çocuklar İçin Piyano Parçaları” gibi “Mikrokosmos” gibi geçenlerde radyoda İlhan Usmanbaş’ın bir çocuk şarkısını dinlemiştim, öylesine güzeldi ki. Bence herhangi bir müzik dinleyicisi olmak için bile belirli bir eğitimden geçmek gerekli.
EA — Cumhuriyet tarihinde Köy Enstitülerini kuranlar da öyle düşünmüşlerdi Bir “çember”in içindeyken kendini o “çember”in dışındaymışçasına düşünmek gibi. Ya da kendini bütün denizlerin en başına buyruk balığı sanan “akvaryumdaki balina” gibi.
(Ece Ayhan / Haziran 1986 / Argos dergisi)

Linkler

Emin Fındıkoğlu / Türkiye’de cazdan para kazanılmaz, kazanılması da gerekmez

Share.

Leave A Reply

20 − three =

error: Content is protected !!