Fazıl Say / Her yeni eserimde hırsla hakkımdaki yalanları cevaplıyorum

0

Piyanist, besteci Fazıl Say’ın en verimli yıllarından biriydi 2011. Genişletilmiş orkestra için Mezopotamya adlı 55 dakikalık senfonisini bitirdi. Klarnet konçertosu Hayyam, 13 Temmuz’da Avrupa’nın önemli festivallerinden Schleswig Holstein’nda ilk kez seslendirildi. Ney ve flüt konçertosu Hezarfen, 2012 Martı’nda Mannheim’da dinleyici önüne çıkacak. Polemikler ve hakaretlere öfkelendikçe besteciliğinin bilendiğini söyleyen Say, 2012’de üçüncü senfonisini ve ilk operasını yazmaya başlayacak. 2011’in son günlerinde Klarnet Konçertosu’nun Türkiye prömiyeri vesilesiyle konuştuğumuz Say “Bu eserde Hayyam’ı ve Hayyamlaşmayı anlattım” diyordu.

 

Son yıllarda Türkiye’de konserlerinizden çok zincirleme polemiklerle gündeme geliyorsunuz. İnternet sayfanızda 2011’de iki büyük senfoni ve bir konçerto bestelediğinizi gördüm. Yılda 100 civarında konser verdiğinizi de dikkate alırsak, gündemi takip edip polemiğe girmeye nasıl zaman buluyorsunuz?
– İstanbul’a senfoni, Nazım’a oratoryo, Metin Altınok’a ağıt yazdım. Frankfurt senfonisi, Aragon oratoryosu, Neruda ağıtı, Dante konçertosu bestelemedim. Dede Efendi’yle, Aşık Veysel’le, kısacası yaşadığım topraklarla güçlü bir gönül ilişkim var. Polemikler, hakkımda oluşturulan imaj kocaman bir yalana dönüşmüş durumda. Bu yalanlar beni kamçılıyor. Her yeni eserimde hırsla yalanları cevaplıyorum. Sanıyorum polemikler sırasında yaşadığım hırs beni özgürleştirdi, besteciliğimi biledi. Benden geriye kalanlar cep telefonlarında dolaşan twit ya da internetteki mesajlar değil, konçertolar, senfoniler olacak.
Bestelerin bu kadar yoğunlaşmasında siparişlerin rolü var mı?
– Son üç yılda İstanbul ve Mezopotamya gibi iki büyük senfoni, Nirvana yanıyor, trompet ve klarnet konçertosu, Hezarfen ney konçertosu, oda müziği eserler üzerine çalıştım. 10 bölümlük Mezopotamya Senfonisi başyapıtım oldu.  Geçmişle karşılaştırılırsa tek değişiklik piyanosuz eserlerimin artması. Avrupa’da Fazıl Say isminin besteci kimliğiyle dikkat çekmesi ve siparişlerin yoğunlaşmasının bu değişimde önemli payı oldu.

Klasik klarnette virtüöz yetiştiremedik

Klarnet Türkiye’de en sevilen enstrümanlardan biri. Buna karşın İstemihan Taviloğlu’nun 1979’da yazdığı eserden bu yana klarnet konçertosu yazılmadı. Sizce neden?
– Piyanoda İdil Biret , kemanda Ayla Erduran gibi dünya çapında tanınmış sanatçılarımız var. Klasik klarnette bu düzeyde uluslararası bir virtüözümüz olmadığı için bestecilerimiz bu alana ilgi duymadı. İstemihan Taviloğlu, kompozisyon öğretmenliğinin yanı sıra klarnet çalardı. İlk konçertoyu onun yazması çok doğal. Zaten klasik repertarda da klarnet konçertosu azdır. Mozart, Weber gibi birkaç besteci bu enstrümana konçerto yazmıştır. Beethoven, Schumann, Çaykovski, Schubert, Chopin’in klarnet konçertosu yoktur. Yani bu Türk bestecilerin sorunu değil, klarnet repertuvarında genel bir darlık sözkonusu.
Klarnet popüler müzik enstrümanı ya da orkestra unsuru olarak sizin için ne ifade ediyor; neden Hayyam’ı bu çalgıyla simgelediniz?
– Caz klarnetini çok severim. Mustafa Kandralı’ya hayranım, gırnata ve Roman müziğine düşkünüm. Fakat sol klarnet ile, klasikteki si bemol klarnet çok farklı, hatta iki ayrı entrüman, iki farklı dünya. Kullanılan teknik de birbirine benzemiyor. Gırnatacı glisandolu (notalar arasında kayarak geçiş yapmak) çalar, makam kullanır. Eline si bemol klarnet verip orkestraya oturttuğunuzda tek nota bile basamayabilir. Mustafa Kandıralı için bir eser yazmak istesem, bu çok daha farklı formda bir eser olurdu… Klasik müzikte de tek klarnet yok. Fransız ve Alman ekolü birbirinden farklı, birbirini beğenmez. Bir besteci olarak benim klarnetle aramda özel bir sevgi ilişkisi yok, besteyle var. Son yıllarda Sabine Meyer’le konserler vermem, klarnete daha çok ilgi duymamı sağladı. Klasik müzikte klarnet, obuadan çok daha maharetli bir çalgı. Piyanoda sağ elle yapılabilen her şey klarnete uygulanabilir. Tahta nefesliler içinde en yetenekli, en geniş ses kapasitesine sahip çalgı. Flütten bir, obuadan iki oktav daha geniş sesi. Besteci ne yazarsa, istediği ritmi, motifi çalabilir.

250 dörtlüğünü ezbere biliyorum

Klarnet konçertosu Hayyam’ın sizin üzerinizde yarattığı etkileri mi yansıtıyor, yoksa biyografik öyküyü izleyen programlı müzik örneği mi?
– Klarnet konçertomda Ömer Hayyam’ı ve Hayyamlaşmayı anlattım. En sevdiğim, etkilendiğim şairlerden biridir Hayyam. Ayrıca filozof, matematikçi, astronomdur… Bin yıl önce gündeme getirdiği konular bugün hâlâ tartışılıyor: Dine getirdiği eleştiriler, şarap, cennet ve cehennemi sorgulaması… Konçertoda doğumu, çocukluğu, filozof oluşu, aşkı, karısı, karısıyla çelişkilerini anlattım. Eserde Hayyam’ı klarnet, karısını ise çello temsil ediyor. Eser Hayyam ve ardından eşinin ölüyle sona eriyor.
Eserin ön çalışması ve yazımı ne kadar sürdü?
– Hayyam’ın eserlerini 15 yaşından bu yana okuyorum. Edward FitzGerald’ın İngilizce tercümelerini inceledim. Eyüboğlu’nun tercümelerinin tümünü, en az 250 dörtlüğü ezbere biliyorum. Bu nedenle biyografik ön çalışma yapmam gerekmedi. İlginçtir, çağında yaş ortalaması 40 civarındayken, Hayyam 83’üne kadar yaşamış. Yerleşik değerleri sorgulamış, buna karşın hep saygı duyulan bir şahsiyet olmuş. Konçertoyu altı ayda yazdım. Önce Hayyam’ın Ölümü başlıklı üçüncü bölümünü besteledim. Özellikle birinci bölümü, bin yıl önceki İran’ın ses atmosferini oluşturmak beni zorladı. 1050 yılında, İran’da çayırda oynayan çocuklarla açılıyor eser. Sonra Hayyam’ı, baskıcı rejimi, kötülüklerle tanışmasını, şairaneliğinin, dostluğunu, arkadaşlarıyla birlikte uhrevi boyuta varmaları anlatılıyor.
Eserde daha önce kullanmadığınız bir enstrüman, teknik, anlatım var mı?
– Bu eser standart orkestra için yazıldı. Teknik olarak bahsedilebilecek ekstra bir unsur yok. Israrla Hayyam’ı anlatan, biyografiyi kronolojik sırayla takip eden, ritmik yapısıyla ayrışan, bestecisinin anlatım gücünü sınayan bir eser.

Sabine Meyer’e ithaf ettim

Konçertoyu kime ithaf ettiniz?
– Sabine Meyer’e.
Eserde Meyer’e yaratıcılığını sergileyecek doğaçlama bölümler bıraktınız mı?
– Bu geçmişte kalan bir anlayış. Artık kadansları da besteciler yazıyor. Sabine Meyer’in doğaçlama yapıp yapmadığını bilmiyorum. Konçertonun kadanslarını ben yazdım. Birinci bölümde birer dakikalık iki, ikinci bölümde çelloyla iki dakikalık iki kadans var.
Almanya’daki Schleswig-Holstein Festivali’ndeki ilk seslendirmesinde herhangi bir sorun yaşandı mı, eserde değişiklik yaptınız mı?
– Hiçbir sorun yaşanmadı. Sadece ilk bölümde kullandığım 24/16’lık ölçü Sabine Meyer ve 80 kişilik orkestrayı biraz zorladı. Provalarda bu bölümü sekiz kez tekrarlamak gerekti. Konserde çok güzel çaldılar.
Bu eser önünüzde ne gibi yeni ufuklar ve kapılar açtı?
– Alman basınında büyük yankı uyandırdı. Önemli gazetelerde tam sayfa değerlendirme yazıları yayımlandı. İstanbul Senfonisi’nden çok daha güçlü bir başlangıç oldu. Hayyam’dan sonra Almanya’dan çok sayıda eser siparişi aldım.  Eserlerimin seslendirilme sıklığı son iki yılda yaklaşık iki kat arttı. Sabine Meyer, Patricia Kopatchinskaja gibi ünlü solistlerin eserlerimi repertuvarlarına alması, dünyanın dört bir yanına taşıması, piyano dışındaki bestelerime de dikkat çekiyor. Kopatchinskaja , 2006’da keman konçertom “Haremde Binbir Gece”yi çalan tek kemancıydı. Bugün dünyada altı kemancı var bu eseri repertuvarına alan. Yılda 100 konser veriyorsam, 100 konserde de diğer sanatçılar, orkestralar benim eserimi çalıyor. Piyano eserleri hariç…
Neden?
– Besteci piyanist konser verdiği sürece diğer piyanistler onun eserlerini repertuvarlarına almak istemiyor. Hatta bazı piyanistler, benim çalmamam koşuluyla konçerto siparişi vermek istedi… Haksız sayılmazlar. Dinleyici orijinal yorumu tercih ediyor.

Üçüncü senfonimi Salzburg Mozarteum için yazıyorum

Hayyam’ın bestelenme süreci başka eserler için de esin verdi mi?
– Gelecekte bu eseri piyano-klarnet ikilisine de uygulayabilirim.
Hayyam icraları kaydediliyor mu, konçerto CD olarak yayımlanacak mı?
– İstanbul’daki prova ve konser kaydedilecek. Sabine Meyer’in ya da benim plak firmamdan yayımlanacak.
Şu anda hangi eserler üzerine çalışıyorsunuz, 2012 programında neler var?
– Mezopotamya Senfonisi’ni tamamladım. 23 Haziran’da İstanbul Festivali’nde seslendirilecek. Hezarfen başlıklı ney konçertosunu tamamlamak üzereyim, mart ayında seslendirilecek. Salzburg Mozarteum Orkestrası’nın siparişi olan “Evren” adlı üçüncü senfonimi ekim ayında teslim edeceğim, aralıkta seslendirilecek. Bu eserde 30 yeni enstrüman, yepyeni tınılar kullanacağım. Münih Operası bir opera siparişi verdi. Şu anda bir Alman sanatçıyla librettosunu hazırlıyoruz. 2012’de eseri yazmaya başlayacağım, 2014’te teslim edeceğim.
(Serhan Yedig / 18 Aralık 2011 / Hürriyet)

Linkler

Facebook hesabı
Kişisel web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!