David Harrington / Kronos Dörtlüsü, Belgrad’da Tanburi Cemil çaldı, büyük alkış aldı

0

41’inci yılını kutlayan Grammy ödüllü Amerikalı yaylı çalgılar dörtlüsü Kronos, Tanburi Cemil Bey’i çok sevdi. 2009’da Foodprints albümünde Nihavent Sirto’yu seslendiren dörtlü 2014’te iki albümüne birden birer eserini aldı. Kasım ayında İstanbul CRR’ye geleceğini, Tanburi Cemil’in de bir eserini seslendireceğini öğrenince bilgisayarın başına oturup grubun kurucusu David Harrington’u Belgrad konserinin ardından yakaladık. Tanburi Cemil’e olan ilgisinin nedenini sorduk.

 

Son 15 yılda Türkiye’de üç konser verdiniz, bu süreçte Türk bestecileriyle, yorumcularıyla tanıştınız mı? 2000’de İstanbul’da birlikte konser verdiğiniz Burhan Öçal’ın dışında başka bir  Türk yorumcuyla konser verdiniz mi?

– Ne yazık ki sadece Burhan Öçal’ı tanıyoruz. Onun dışında tanıştığımız, ortak çalışma yaptığımız bir müzikçi yok. Umarız 18 Kasım’daki konserimizde yeni müzikçilerle tanışma fırsatı buluruz.

Tanburi Cemil’in müziğiyle yolunuz nasıl kesişti?

– 1990’larda Traditional Crossroads firmasının Amerika’da yayımladığı CD’leri dinledim. Firmanın kurucusu, ses teknisyeni Harold Agopyan, Cemil Bey’in metal silindirlere kaydedilen orijinal ses kayıtlarını, taş plak kalıplarını bulup, buradan CD’ye aktarmış. Cemil Bey’in orijinal icralarından oluşan albüme hayran kalmıştım. Eserlerden ikisini seçip dostum Stephen Prutsman’a dinlettim. Yaylı çalgılar dörtlüsüne uyarlamasını istedim. Tek bölümlük 6-8 dakikalık eserler çıktı.

Tanburi Cemil’le karşılaşmam benim için
Bartok ve Stravinski’yle karşılaşmam kadar çarpıcıydı

Yıllarca Steve Reich, George Crumb, Philip Glass, John Adams, Arvo Part gibi çağdaş bestecileri seslendirdikten sonra, çağdaş pek çok Türk besteci dururken neden tarihin tozlu raflarından Tanburi Cemil’i seçtiniz? Örneğin Adnan Saygun’un ikinci dördülünün dünya prömiyeri 1958 yılında New York’ta Juilliard Dörtlüsü’nce yapılmıştı. Son 10 yılda Yo-Yo Ma, Hasan Uçarsu’ya, Arditti Dörtlüsü Zeynep Gedizlioğlu’na beste siparişi verip eserlerini seslendirdi. Siz neden geleneksel müzikten bir yorumcuyu tercih ettiniz? Seslendireceğimiz her eserin bir öyküsü olmalı, diyorsunuz. Nedir Cemil Bey’in eserlerinin size yansıyan öyküleri?

– 1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde müzik dünyası en canlı günlerini yaşarken, bir yanda Ravel, Stravinski, Bartok, Webern gibi ustalar yepyeni müzikler üretirken Cemil Bey çok farklı, etkileyici müzikler üretmiş. Onun müziğiyle ilk karşılaşmam Bartok ya da Stravinski’yle olduğu gibi çarpıcıydı. Besteci sanki sadece kendi sesini değil, çok daha geniş bir kültürün sesini yansıtıyor. Edinburg’dan sonra dün akşam Belgrad’da da Nihavent Sirto’yu seslendirdik, müthiş alkış aldık. Eser, 1. Dünya Savaşı dönemini konu alan ‘Prelude to the Black Hole’ adlı 40 dakikalık bir kolajın parçası. 18 Kasım’da İstanbul CRR’deki konserimizde ise bağımsız olarak seslendireceğiz. Prutsman’ın düzenlemesiyle bu eserdeki viyola partisi çok etkileyici. Sadece viyoladan yansıyan bile Tanburi Cemil’in ses dünyamıza büyük bir katkı olduğunu gösteriyor.”

Repertuvarınıza Tanburi Cemil’den başka eser almayı düşünüyor musunuz?

– Cemil Bey’in çelloyla çaldığı Bestenigar Taksimi de repertuvarımızda, fakat henüz kaydetmedik. Şu anda planlanmış başka bir eser yok. Bu konuda kesin bir şey söyleyemem. Gelecekte yeni eserler alabiliriz…

Savaşa karşı müzik

Konserin program notlarında okuduğuma göre, yaylı çalgılara düzenleme Angel ve Priscilla Stoyanof’un sponsorluğunda yapılmış. İnternette, San Francisco Cronicle’da yer alan bir vefat sonrası anma yazısında Bay Angel’in İstanbul’dan, Beyaz Fırın’ın kurucusu olan babasıyla göçtüğü, San Francisco’da sevilen bir Rum restoranının işletmecisi olduğu yazılı. Tanburi Cemil’in hayatının son günleri Beyaz Fırın’ın kurulduğu Kadıköy’de geçmiş. Stonayof Ailesi size Tanburi Cemil’le ilgili herhangi bir öykü anlattı mı, neden bu eserlerin sponsorluğunu üstlenmişler?

– Angel Stoyanof en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Hayattayken eşi Priscilla’yla birlikte, Kronos için birkaç eser sipariş verdiler. Tanburi Cemil Bey’in kayıtlarından bahsettiğimde de bu eserlerin dörtlüye uyarlanması fikri Angel’in hoşuna gitti. İstanbul’daki fırın şimdi Angel’in kardeşi tarafından işletiliyor. Bu çalışma sırasında aramızda Tanburi Cemil’in de aynı semte gidip geldiğini bilen var mıydı, diye sorarsanız, doğrusunu söylemek gerekirse bilmiyorum…

İstanbul konserinde savaş karşıtı ve Kronos’a ithaf edilmiş eserler yer alıyor. Bestecileri nasıl seçtiniz, eserler son şeklini nasıl aldı?

– Ömer Süleyman günümüz Suriye müziğinin çok önemli isimlerinden. Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındı. Birçok eserini YouTube’da izlemek mümkün. Ben de oradan keşfettim. “Avcıların Seni Avlamasını Engelleyeceğim” adlı bestesini Jacob Garchik dörtlüye uyarladı. Ramallah Underground, işgal altındaki topraklarda sesini müzikle duyuran Filistinli bir topluluk. Onları da internette keşfettim, yazıştık, bir süre sonra dost olduk. “Tashwees” adlı eserlerini yine Garchik dörtlüye uyarladı. Kanadalı besteci Nicole Lizee, klasikleşen elektronik enstrümanlar kullanıyor müziğinde. Çok ilginç bulduğum ses renkleri ve duyguları bir araya getiriyor. Bestesi ırkçılık üzerine: Kosmische’ye (Doğu Alman) Ölüm. Terry Riley, haziranda 80 yaşına basıyor yakında. 30 yıldır en yakın dost ve destekçilerimizdendir, bizim için çok güzel eserler yazıyor. “Salome Danslarından Barışa Armağan” Hint çağrışımlı bir müzik. Steve Reich’ın bestesi mesajını isminde barındırıyor: “Dünya Ticaret Merkezi 9/11”. İranlı besteci Sahba Aminikia “Örgü ve Düğüm” adlı bestesinde çocukluğu boyunca dinlediği halı tezgahının sesinden yola çıkıp bir öykü anlatıyor. Sırp besteci Aleksandra Vrebalov ise ülkesinin yaşadığı iç savaşa “Tut Beni Komşu Bu Fırtınada” adlı eserinde değiniyor. Kısacası tüm besteciler savaş ve şiddete karşı eserleriyle evrende pozitif bir denge oluşturmaya çalışıyor.

Genel olarak klasik müziğin, özellikle de oda müziğinin krizde olduğu söylenir hep. Dinleyiciler azalıyor, gençler konser salonlarına gelmiyor. Fakat siz daha farklı, dikkat çekici işler yapıyorsunuz. Dinleyici profiliniz zaman içinde nasıl değişti?

– Teknolojideki gelişmeler müzikseverlere tarihte bu güne kadar görülmemiş imkanlar yarattı. Pek çok farklı türde müziğe rahatlıkla erişip dinleyebiliyorlar. Konsere daha bilinçli kulaklarla geliyorlar. Bizden hep birlikte müthiş müzikal keşif yolculuklarına çıkmamızı istiyorlar. Dün akşam Belgrad konserine aileler çocuklarıyla birlikte gelmişti. Müthiş bir dinleyici kitlesiydi. Her yaştan kişi vardı aralarında. Aslında Genel olarak dünyanın hangi ülkesinde konser verirsek verelim dinleyicilerimiz arasında çocuklar, gençler de vardır mutlaka. Aslında dörtlümüz yaşlandıkça, 41’inci yılımızı kutlarken, dinleyicimiz gittikçe gençleşiyor. Bizden hep daha fazlasını istiyorlar. Ben de her gün yeni bir besteci, yeni bir enstrüman, yeni bir hayat yaklaşımını öğreniyorum.

The Guardian’da geçen yıl yayımlanan bir yazıda yeni denemeler konusunda ne kadar cesur, sınır tanımaz olduğunuz anlatılırken “Kronos için tek sınır uzay” ifadesi kullanılmıştı. Hiçbir zaman gerçekleşmeyecek türden bile olsa, repertuvar ya da icra açısından en çılgın hayaliniz nedir?

– Keşke müziğimiz etik ve duygusal açıdan öylesine güçlü olsaydı ki, dinleyen herkesi savaş, silah ve şiddetin toplumları geleceğe ulaştıracak yol olamayacağına ikna edebilseydik. En çılgın hayalim müziğimizle gençleri koruyabilmek olurdu herhalde. Dahası, müziğimizin sanatçılara, tüm yaratıcılara sığınabilecek güvenli bir yuva olabilmesi… Geleceğe esin vermesi…

(Serhan Yedig / 16 Kasım 2014 / Hürriyet’te özetlenerek yayımlanmıştır)

SPONSOR, İSTANBUL DOĞUMLU ANGEL STOYANOF
Nihavent Sirto ile Eviç Taksimi’nin yaylı çalgılar dörtlüsüne uyarlanma süreci bir başka öyküyü barındırıyor. Albüm ve konser notlarında belirtildiğine göre, eser düzenlemelerinin sponsorluğunu San Francisco’lu restoran sahibi Angel ile emlakçı eşi Priscilla Stoyanof üstlenmiş. Her ikisi de Kronos Dörtlüsü’nün projelerini finanse eden David Harrington Araştırma, Geliştirme Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi. 2003’te vefat eden Angel, İstanbul Rumlarından. 17 yaşında babası Georgi ile ABD’ye göç etmiş. Babası Georgi ise, 1916’da 43 yaşında ölen Tanburi Cemil’in son günlerinde sık uğradığı Kadıköy Çarşısı’nda, Beyaz Fırın’ı kuran kişi… Beyaz Fırın ismini bugün İstanbul’da Angel’in ağabeyi Dimitri Stoyanof sürdürüyor. Dimitri Stoyanof “Kardeşim gruptakilerin iyi dostuydu. Birçok projelerine sponsorluk yaptı. Hatta sürpriz yapıp benim adıma da bağışta bulunur, San Francisco’ya ziyaretine gittiğimde bunu benden talep ederdi. Cenazesinde Kronos üyeleri konuşma yaptı, hatta bir küçük konser verdi” diyor.

Linkler

Biyografisi

Kronos Dörtlüsü’nün web sayfası

YAZIYI PAYLAŞIN

Yorum Yazın

error: Content is protected !!