Rabih Abou-Khalil / Balın safı bile iştahla bol bol yenmez, çeşitlilik sanata ifade gücü katar

0

Batılı müzikçilerin geleneksel çalgı olarak değerlendirdikleri utu caza ve modern müziğe sokmayı başaran, albümleri Avrupa’da şaşırtıcı satış rakamlarına ulaşan Lübnan asıllı udi Rabih Abou-Khalil “Enstrüman değil, müziğin bütünü önemlidir” diyor.

1985’te kendi parasıyla ilk albümünü kaydeden ve hemen ardından ECM, Enja gibi yenilikçi müzikçilerin peşinde olan caz yayımcısı büyük plak firmalarınca keşfedilen Abou-Khalil’in 2000’lerin başına kadar albümü yayımlandı. Albümlerinde Jan Garbarek, Sonny Fortune, Charlie Mariano, Kenny Wheeler, Glen Moore gibi usta isimlerle çalan genç udi caz eleştirmenleri tarafından göklere çıkarıldı. Eleştirmenlerin “Kaliteden ödün vermeyen bu çalışmaların büyük dinleyici kitlelerine ulaşması zor” şeklindeki değerlendirmelerine rağmen CD’leri önemli satış rakamlarına ulaştı.

Fanatik denecek kadar uta düşkün olduğunu belirten Abou Khalil bu çalgının teknik ve anlatım olanakları açısından herhangi bir Batı enstrümanından farkı olmadığını savunuyor. “Ama albümlerimden hiçbiri ut meraklıları için yapılmış değildir. Çünkü enstrüman değil yapılan müziğin bütünü önemlidir. Beethoven’in iyi bir piyanist olduğunu bugün kimse hatırlamıyor, fakat besteleri yüzyıllardır yaşıyor” diyor.

Bununla birlikte virtüözlerin çalgıların gündeme gelmesini sağladığını düşünen genç utçu yakın geçmişte gitarın moda olmasını birbiri ardına iyi gitaristlerin çıkmasına, bugünlerde gitarın gözden düşmeye başlamasını ise genç kuşaktan iyi gitarist çıkmamasına bağlıyor. “Ut da virtüözite düzeyinde çalan isimler ortaya çıktığı için böyle popüler oldu” görüşünü savunuyor.

Esnek ve açık fikirli oldukları için cazcılarla çalışmaktan zevk aldığını belirten Khalil, geçmişte yıllarca rock gruplarında da çaldığını, şimdilerde klasikçilerle ortak çalışmalar yaptığını anlatıyor. “Bal bile olsa saf haldeyken bol bol iştahla yenilemez; çeşitlilik sanata ifade gücü katar. Hüzün, neşe, çoşku gibi duyguların yanısıra farklı kültürler, ekoller buluştuğunda müzik boyut kazanır. Bu yüzden farklı kültürlerden gelen müzikçilerle çalışmayı seviyorum” diyor.

Kim koydu bu ismi?

Khalil, Türk ut geleneğine yakın bir virtüöz. Şerif Muhiddin Tarhan’ın 1940’ların başında kurduğu Bağdat Konservatuvarı’nda yetiştirdiği öğrencilerle Ortadoğu’daki ut icrasını önemli oranda etkilediğini hatırlatıyor. Türkiye’ye her gelişinde aynı heyecanı yaşadığını söylüyor: “Tüm kayıtlarını topladığım Şerif Muhiddin, Tanburi Cemil’in, Çinucen Tanrıkorur’un, Erköse Kardeşler’in doğduğu topraklara yeniden konser vermek beni heyecanlandırıyor” diyor.

2001 Şubatı’nda İstanbul’da vereceği konserin “Doğu Batı’yla Buluşuyor” başlığını taşıdığını öğrenince “Kim koydu bu ismi, ben böyle bir şey söylemedim. Batı’da yaşayan doğulu bir müzikçi olarak ben zaten bu özelliği taşıyorum” diyor. Birlikte çalacağı grupta İtalyan klarnetçi Mirabassi, avangart çalışmalar yapan Fransız çellist Courtois, rönesans müziğinden caza kadar geniş bir ilgi alanı olan tubacı Godard, genç bir caz davulcusu olan Cagwin’in bulunduğunu söyleyen Abou Khalil yaklaşık bir yıldır bu grupla konserler verdiğini, İstanbul’da da bugünlerde yayımlanan yeni albümü ‘‘Cactus of Knowledge’’de yer alan yeni çalışmaları sunacağını belirtti.

Neyzen dedenin hisli torunu

Lübnanlı sanatçı bir aileden geliyor. Dedesi neyzen, babası şair. 6 yaşında ailesinin teşviğiyle ut, 11 yaşında Münih Konservatuvarı’na girmeye karar verince de flüt çalmaya başladı. Konservatuvar eğitimine Almanya’da devam etti. Tam 15 yıl flüt çalıştıktan, büyük orkestralarda flüt çaldıktan sonra kendi sesini bulduğu uta geri döndü. “Flüt çalıştığım yılları kayıp olarak kabul etmiyorum, çünkü hocam komple müzikçi olmam yolunda yönlendirmişti beni’ diyor. Bu avantajı kullandığı için aynı kulvarda koşan udi Anouar Brahem’den daha çabuk sivrilen Abou-Khalil son yıllarda her yeni albümünde yeni anlatım biçimleri deneyerek dinleyicilerini şaşırtıyor. Müziğin yanı sıra edebiyatla ilgilenen, İngilizce, Fransızca, Almanca ve biraz da İtalyanca bilen genç udi albümlerinin kapaklarını da kendisi tasarlıyor. Tüm bu uğraşılarının yanına bugünlerde sinemayı da eklemeye hazırlanıyor.

(Serhan Yedig / 9 Şubat 2001 / Hürriyet)

Linkler

Rabih Abou-Khalil’in kişisel web sayfası

Rabih Abou-Khalil: Çağdaş Arap müziğini yaratmanın peşinde değilim

Share.

Leave A Reply

twelve + ten =

error: Content is protected !!