Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Trending
    • İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir
    • Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı
    • Cumhur Canbazoğlu / Popüler orkestraların geleceği parlak değil, gruplar daha şanslı
    • Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar
    • Dario Moreno / Küçük flörtler uğruna da güzel şarkılar okunabilir
    • Artur Rubinstein / 20 yıldır Chopin’in Etüdler’ini kaydetmek istiyorum, cesaret edemiyorum
    • Andres Segovia / Bach’ın eserleri marş gibi çalınmaz
    • Osman Nihat Akın / Besteciliğim hazin hadiselerle başlar
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    yeni siteyeni site
    Demo
    yeni siteyeni site
    Home»Klasik Türk Müziği»Mesut Cemil / Babam Tanburi Cemil besteci değil, virtüözdü
    Klasik Türk Müziği

    Mesut Cemil / Babam Tanburi Cemil besteci değil, virtüözdü

    EditörBy EditörTemmuz 19, 2018Yorum yapılmamış6 Mins Read
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Almanya’daki müzik öğrenimini yarım bırakıp Türkiye’ye dönen 22 yaşındaki kemancı, çellist, tanburi Mesut Cemil, ölümünden altı yıl sonra babası hakkındaki anılarını, izlenimlerini Yarın dergisine anlatmıştı. Mesut Cemil “Tanburi Cemil’in müziğimize en büyük hizmeti referans kabul edilecek güzel icralar bırakması” diyor.

    Mesut Cemil Tel

    Tanıdığımız müzikçilerden kimleri beğenirdi?
    -Bu sorunuza ayrıntılı cevap veremeyeceğim. Çünkü babam öldüğü zaman, henüz onun müzik çevresi hakkındaki görüşlerini değerlendirebilecek, hafızama kaydedebilecek yaşta değildim. Bununla birlikte dostlarından duyduklarımı aktarabilirim. Bundan önce şunu söylemek isterim ki, babamın diğer müzikçileri beğenmek konusunda çok müşkülpesent davrandığı iddia edilir. Bu doğru değil. Gerçekleri görürdü ve herkesi beğenmezdi. Zaten tüm dünyada takdire değer sanatçı az değil mi? Yoksa hak edeni takdir eder, kendisine sanat yoldaşlığı yapacakların sayısının azlığına üzülürdü. Tanıdığı enstrümancılardan müteveffa Vasilakiyi çok severdi, sanatına, yeteneğine hayrandı. Not defterlerinden birinde Vasilaki’nin kürdilihicazkâr peşrevinin üzerine yazdığı “eşsiz kemençe üstadı” notu saygı ve takdirine kanıt. Gerçekten de babamın sanatçı doğasının gelişmesinde Vasilaki’nin çok etkisi olmuştur. Çok beğendiği bir başka müzisyen Udi Nevres’di. Onun hakkındaki övgülerini ben de duydum.

    Eserleriyle yenilik yapmadı, güzel
    icrayla kulaklarımızı temizledi

    Tanburi Cemil, Hikmet Bey ile

    Tüm tanbur ve kemençeciler Cemil Bey’in yegane halefi olduğunuzu söylüyor…
    -Öyle bir iddiayı gülünç bulurum. Memleketimizde tanbur ve kemençe çalanlar sayılı. Bendeniz de hemen hepsini tanırım. Böyle tuhaf iddiada bulunacak zevat değillerdir. Mamafih… Kim bilir!
    En başarılı talebeleri kimlerdi?
    -Halazadem Hikmet ve Bâb-ı Meşihat Mektubî Kalemi mümeyyizlerinden Fuad Bey. Bilhassa Fuad Bey yalnız tanbur çalmakta değil, aynı zamanda üstadının manevi kimliğini benimseme ve temsil etme konusunda başarılı oldu. Hikmet Bey de tanburilerimizin en yaşlısı, en uzun müzik geçmişine sahip olanı. Babam onun için çok çaba göstermiş.
    Eserleri ve müziğimize katkıları konusunda ne düşünüyorsunuz?
    -Efendim, pederim aslında bir virtüöz. Bestekâr değildi. 25-30 eseri varsa da bunlar deneysel çalışmadır. Güzel olmakla beraber onlardan daha çok güzelleri geçmiş üstadlarca bestelenmiş. Zaten bunların çoğu geçmiştekilere gönderme ya da onların taklitleri; şüphesiz başarılı taklitleri. Tabii, bu kadar senelik bir büyük virtüöz uzmanlık ve yeteneğinin ne kadar dışında olursa olsun bestekârlıkta da epeyce başarılı olabilir. Hem efendim bizim müziğimizde bestekârlık ve sazendelik birbiriyle iç içedir.
    Babam besteci olmadığı için eserleriyle müziğimizde yenilik yapmadı. Zaten yenilik yapan da olmadı. Fakat repertuvarın en güzel icra yolunu gösterip kulaklarımızda daha önce işitilmemiş lezzetler bırakıp müziğimize bu güzel icra doğrultusunda yön verdi. Bunu biraz açıklayayım: Müziğimizin eski eserleri perişan halde. Herhangi bir eserin en doğrusunu bulamazsınız. Herkes, zevkinin ya da zevksizliğinin doğrultusunda, başka türlü icra eder. Biz de en güzel çalınanını en doğru kabul etmek zorundayız. Cemil Bey’in icralarında bu azami güzelliği gösterdiğine kimsenin şüphesi yok. İşte yaşarken, resmi bir heyet başlıca saz eserlerimizi ona çaldırsa ve resmen yayımlansaydı bugün Cemil Bey’in bu hizmeti elimizde olacaktı. İsteyen bundan yararlanabilecekti. Cemil Bey öldü fakat gramofona verdiği 70-80 parçada onu dinleyebiliriz.
    Bu kayıtlar kapsam açısından yetersiz olsa da müzik beğenimizi temizlediği için önemlidir. Osmanlı müziği adına çevrede duyduğumuz iğrenç seslerin üstünden geçti. Son bir ilahi azar gibi sazının sesini işittirdi. Birçok olaydan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki icraları bizlerin ötesinde Avrupalı dinleyicileri bile etkiledi. Gramofondan dinledikleri kadarıyla hayran kalan pek çok kişiye rastladım. Her şeyin varlığı, anlaşılmasıyla ortaya çıkıyor. Cemil Bey, Osmanlı müziğinin varlığını ve gücünü tüm insanlara aynı etkili güçle söyleyen hatiptir. Müziğimize hizmeti budur.

    Çekingen, hassas, melankolik ve alkolikti

    Özel hayatıyla ilgili anılarınızdan bahseder misiniz?
    -Gayet sinirli, melankolik bir adamdı. Genellikle yüzünde sinirli bir ifade vardı. Çok çekingen, hassastı. Günlük yaşamı düzensizdi. Bazen günlerce evden çıkmazdı. Zaten böyle inzivayı daima tercih ederdi. Evde kendi kendine, bazen sabaha kadar çalardı. Zannederim en iyi bu zamanlarda çalardı. Bendeniz yanına oturur, çocukluğuma rağmen ekseriya ağlama derecesine kadar hüzünle dinlerdim. Bu dinlemelerin müzik bilgime etkilerini şimdi görüyorum. Analiz etmeden, yalnız sezgilerimle dinlediğim ezgiler şimdilerde zihnimde beliriyor. Babam alkolikti. Bundan sıkılmıştı, çok şikayetçiydi. Alkolün bağımlılık derecesine ulaşmasına neden olan unsurları lanetle anardı. Alkolü bir ilaç kabul ederdi. Bana daima alkolden uzak durmamı söylerdi.
    Çocukları, hayvanları, bilhassa kedileri çok severdi.
    Vaktiyle birisine aşık olduğu yolundaki söylentiler, hatta bu doğrultuda uydurulan efsaneler babam gibi kişilere daima yakıştırılmıştır. O meşhur mezarlık efsanesi, bir zamanlar zurna çalmaya heveslenmesinden ve evde çalamayıp dışarı çıkmasından kaynaklanmış olmalı. O dönemde surlar civarında yaşıyorlarmış. Zaten öyle uhrevi yerleri severdi. Mezarlıkta dolaştığından dolayı mutlaka birisini sevmiş olması mı icap eder? Bununla birlikte içinde büyük bir aşk vardı ve neye aşık olduğunu o da bilmiyordu. İsimsiz, vücutsuz bir şeye âşıktı.
    Siz müzik konusunda ne düşünüyorsunuz, hangi mesleği seçeceksiniz?
    -Birkaç kişiyi saymazsak ülkemizde ne müziksever ne de soylu bir müzikten şiddetle ve gerçekten zevk alabilecek halk kitlesi var. Müziğimizin son 30-40 senesine baktığımızda belirgin çöküş görüyoruz. Bir zamanlar tüm toplumun sesi olan, canlı Osmanlı müziği çoktan tarihe karıştı. Bu bir gerçek. Her alanda, iyi-kötü günden güne Batılaşıp dururken müziğin bundan etkilenmemesi mümkün değil. Müziğimiz eski bir medeniyetin ürünüdür ve muayyen bazı hislere tercüman olmuştur. Fakat Batılılaşma yeteneğinden çok uzak bir divan müziği. Biz yürüyoruz, o yürüyemez, dolayısıyla geri kalır. Onu bu tarzda yürütmeye çalışmak da yalnız beyhude ve cahilane bir gayret değil aynı zamanda maziye, geleneklere karşı saygısızlık. Osmanlı müziğini daima olduğu gibi sevmeli ve tarihi eser gibi saygı ve sevgiyle korumalıyız.
    Bunun dışında yapılacak her şey nefis bir antika vazoyu güzelleştirmek, kullanıma uygun hale getirmek için yaldız sürmeye, kulp takmaya benzer.
    Bu müziğe yapılacak en büyük hizmet kimliğine, doğasına hiç dokunmadan

    Tanburi Cemil Bey ve öğrencisi Refik Fersan

    saklamaktır. O daima güzeldir, daima sevilir, saygı gösterilir. Tıpkı Nedim’in, Galib’in şiirleri gibi… Bizde gerçek müzik devrimini zaman yapacak. Gelişim için çeşitli aşamalardan geçeceğiz. Önce Batı müziğini olduğu gibi alacağız. Tekniği bu suretle kavradıktan sonra milli müzik ihtiyacını duyacağız. Ancak o vakit yeni Türk müziği doğacak ve bu müzik gelecekteki Türklerin her şeyleri gibi tamamıyla Batılı fakat “milli” bir müzik olacak.
    Bana gelince: Tabii müzik çalışıyorum ve beni en çok ilgilendiren uğraş bu. Ancak ne yazık ki müziğin meslek kabul edildiği bir çağda değiliz. Ben de başka hiçbir şey olmaya çalışmamak kararını vermek için bu imkânın tecellisini bekliyorum.
    (Röportajcısı belirsiz / 12 Ocak 1922 / Yarın / Dilini sadeleştirip internete aktaran: Serhan Yedig)

    Linkler

    Tanburi Cemil biyografisi

    Mesut Cemil biyografisi

    Tanburi Cemil kayıt külliyatları üzerine

    Mesut Cemil ile 1961’de yapılmış röportaj

    Tanburi Cemil hakkında

    iki önemli kaynak

    Mesut Cemil’in romancı ustalığıyla babasını anlattığı kitap Uğur Derman tarafından gözden geçirilip Tanburi Cemil bibliyografyası eklenerek 2012’de Kubbealtı Yayınları’nca yeniden yayımlandı. “Tanburi Cemil’in Hayatı”nda ayrıca ölümünden sonra Cemil Bey’in ardından yazılanlar da yer alıyor.

    Aynı yayınevi 2018’de araştırmacı Hüseyin Kıyak’ın hazırladığı “Yüz Yıllık Metinlerle Tanburi Cemil Bey”i yayımladı. Bu çalışma Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi basın taramasıyla hazırlandı. Kıyak, seçkiye Cemil Bey’in Sabah gazetesinde Rauf Yekta’ya yönelik eleştirel makaleleriyle başlıyor. Ardından Cemil’in yanlış ve gerçek ölüm haberlerini, cenaze kupürlerini ve 1994’e kadar ardından yazılan önemli yazıları, ona ithaf edilen şiirleri sıralıyor. Kitabın son bölümünde ise Bülent Aksoy, Murat Aydemir, Serhan Aytan, Fikret Karakaya, Hakan Talu, Mutlu Torun, Derya Türkan ve Birol Yayla’nın değerlendirme yazılarına yer veriyor.

     

     

     

     

     

     

    Mesut Cemil özel röportaj Tanburi Cemil
    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Editör
    • Website

    Related Posts

    İlhan Usmanbaş / Çağdaş bir müzikle herkes ortak sürüklenmeye kapılamaz, ortak kanıya varamaz, hatta varmaması gerekir

    Mart 30, 2025

    Emre Yavuz / Ravel albümünü kaydederken aklımda hep okyanus dalgaları vardı

    Mart 27, 2025

    Hakkı Derman / Olimpia’da tek konser vermek üzere Yunanistan’a gittik, bizi üç ay bırakmadılar

    Haziran 8, 2023
    Leave A Reply Cancel Reply

    Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
    © 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.